10 Nisan 2012 Salı

İLKÖĞRETİM 8. SINIF FEN VE TEKNOLOJİ DOĞAL SÜREÇLER

DİLARA.DOĞAL.SÜREÇLER


">

Doğal Süreçler İle İlgili PowerPoint Sunusu İçin Yukarıdaki Bağlantıyı Tıklayınız.


DOĞAL SÜREÇLER










Konu Özeti

DOĞAL SÜREÇLER
1- Evren ve Dünyamız Nasıl Oluştu?
2- LEVHA HAREKETLERİ
3- Sıcaklık Farkından Kaynaklanan HAVA OLAYLARI

1- EVREN VE DÜNYAMIZ NASIL OLUŞTU?
EVREN NASIL OLUŞTU?

Bu konuyla ilgil 2 görüş vardır?
1- NEWTON’UN GÖRÜŞÜ : Hareketsiz ve Başlangıcı olmayan evren. Bu görüşe göre evren , sonsuzdan beri var olmuştur ve sonsuza kadar da bu haliyle var olacaktır.
2- BİG BANG (BÜYÜK PATLAMA TEORİSİ ) Evrenin bir başlangıcı vardır. Evren büyük bir patlama soncunda oluşmuştur. Ve sürekli genişlemektedir.
DÜNYA NASIL OLUŞTU?
1- Güneşten kopan gaz ve toz bulutlarından oluştu. Güneşten kopan toz bulutu sürekli kendi ekseni etrafında dönerek katılaştı.
2- Dünya evren oluştuğunda kızgın bir gaz kütlesiydi. Dünya kendi ekseni etrafında dönerek dıştan içe doğru soğumaya başladı.

2- LEVHA HAREKETLERİ:
• Yer kabuğu sıcak ve akışkan olan magma üzerinde hareket eden levhalardan oluşmuştur.   ( yedi tane büyük, çok sayıda da küçük levha ) Levha hareketlerinin nedeni magmada oluşan konveksiyonel ısı hareketleridir.
• Levhalar 3 tür
hareket yaparlar.
1- YAKLAŞMA   HAR.
2- UZAKLAŞMA HAR.
3- YANAL HAREKET

YAKLAŞMA HAREKETİ : 

Kıvrımlı Sıradağlar ,
Dalma - Batma Bölgeleri ,
Volkan Dizleri oluşur.
(Yoğun olan katman dalma hareketi yapar )

Sıradağlar      Dalma – Batma Böl    Hendek ve Volkan
         
UZAKLAŞMA HAREKETİ : Volkanik Sıradağlar oluşur.
YANAL HAREKET : *Yan yana olan iki levha eşit ya da farklı süratlerle aynı yönde ya da zıt yönde kayarak hareket edebilir. Depremler oluşur.

DEPREM TERİMLERİ
Öncü deprem: Ana depremden önce meydana gelen
küçük sarsıntılar öncü depremlerdir.
Artçı Deprem: Ana depremden sonra kayaçların yerlerine
oturması sürecinde meydana gelen, ana depremin
büyüklüğünü geçmeyen sarsıntılar artçı depremlerdir.
Depremin Büyüklüğü: Depremin merkezinde  açığa çıkan enerjinin miktarı depremin büyüklüğüdür. Büyüklük yer sarsıntısının sismograf ile ölçülmesiyle elde edilir.
Şiddet: Depremin binalar ve insanlar üzerinde meydana getirdiği hasarın derecesidir.
*Depremlerin oluşumunu, ölçü aletlerini, ölçme yöntemlerini ve deprem ile ilgili diğer konuları inceleyen ve değerlendiren bilim dalına sismoloji (deprembilim), bu alanda çalışan bilim insanlarına ise sismolog (deprembilimci) denir.
DEPREM ŞİDDETİ : Romen rakamları ( I – XII ) hasarla ölçülür.
DEPREM ÇEŞİTLERİ : 
1- Tektonik D.   2- Volkanik D.      3- Çöküntü D.

3- SICAKLIK FARKINDAN KAYN. HAVA OLAYLARI:
*Hava koşulları, Dünya’nın Güneş ışınlarını alma durumuna ve hava küreyi oluşturan maddelere bağlıdır.
• Havada 4 farklı bileşen  ( Azot , Oksijen , Argon ,Karbondioksit) yanında SU BUHARI da vardır.
• Hava olayları yeryüzünü saran ATMOSFER tabakasında gerçekleşir.
RÜZGAR: Yatay yönde meydana gelen hava hareketine denir.
Rüzgar oluşumunun temel nedeni basınç farkıdır. Rüzgarların çevrelerine etkilerini BEAFORT ÖLÇEĞİ ile ölçeriz.Rüzgarların sürati artıkça etkiside artar. En güçlüsü Kasırga(Tayfun)

Hortumlar ve Kasırgalar:
*Sıcak hava alanlarında hızlı bir şekilde kendi ekseni etrafında dönen rüzgarların en küçüğüne şeytan kulesi, ortancasına hortum, en Büyüğü ve en kuvvetlisine ise kasırga denir
*Aşağısında sıcak ve nemli hava, yukarısında ise soğuk ve kuru hava bulunan yüzeyler üzerinde meydana gelen hortumlar, soğuk hava ile sıcak havanın dar bir  alanda aniden yer değiştirmesi ile oluşur.
*Kasırgalar ise sadece suyun sıcak ve havanın nemli olduğu tropikal okyanuslarda oluşur. Bir kasırganın oluşabilmesi için öncelikle okyanus suyunun sıcaklığının en az 27 oC’a ulaşması gerekir. Su sıcaklığı bu seviyeye geldiğinde, okyanus yüzeyindeki ılık ve nemli hava konveksiyon yoluyla yükselmeye başlar. Bu havanın çevresinde girdap gibi dönen güçlü bir rüzgâr oluşur. Ardından yağmur bulutları toplanır ve fırtına patlar. Fırtınanın kasırga sayılması için rüzgârın en az 118 km/h’lik bir sürate ulaşması gerekir. Kasırga durgun bir merkezin çevresinde dev bir girdap gibi döner. Kasırgalar, hortumlara göre çok daha geniş alanlara yayılır; daha uzun ömürlü ve daha bölgesel olup yavaş hareket ederler.

HAVADAKİ NEM : Havadaki su buharına nem denir.Havanın sıcaklığı artıkça daha fazla nem taşır.
• Nemli hava gökyüzüne yakın yerlerde yoğuşursa : YAĞMUR – KAR – DOLU oluşur.
• Nemli hava yeryüzüne yakın yerlerde yoğuşursa : ÇİY – KIRAĞI oluşur.
ALÇAK BASINÇ ALANI : Hava sıcaklğı yüksektir. Bulut oluşur.
YÜKSEK BASINÇ ALANI : Hava sıcaklığı düşüktür.  Bulut oluşmaz.
Hava Hareketi : Yüksek basınç alanalarından alçak basınç alanlarında doğrudur.

İKLİM
Geniş bölgelerde Uzun süreçlidir. (30 – 35 YIL)  Ortalama hava olaylarıdır.
Bilim Dalı : KLİMATOLOJİ

HAVA OLAYLARI
Belli bir yerde kısa süreli  ( günlük , haftalık ) hava olaylarıdır.
Bilim dalı : METEROLOJİ





Kavram Haritası















Taş küre ve hava küre... Bu ikisi birbirini tamamlayan ve Dünya’mızı oluşturan unsurlardır. Üzerinde
yaşadığımız Dünya’m›z› tanımak, bizim için çok önemlidir. Dünya’m›z›n oluşumu, gelişme evreleri;
atmosferin, kıtaların, okyanusların ve dağların oluşumu bilim insanları tarafından çok eski zamanlardan
beri merak edilmifltir. Diğer yandan fırtınalar, kasırgalar, depremler, volkan patlamaları gibi çeşitli doğa
olayları da insanları etkilemiştir ve etkilemeye de devam etmektedir.
 Günümüzde faaliyette olan volkanların önemli bir k›sm› Büyük Okyanus’taki “ateş halkası” olarak
adlandırılan bölgededir. Aşağıdaki haritada kırmızı noktalar›n yoğun olarak bulunduğu yerler ateş halkasını
göstermektedir. Buradaki volkanik patlamalar birçok depreme de neden olmaktadır.  Peki, bu olaylar
nasıl meydana gelmektedir? Atefl halkası üzerinde birçok volkan bulunmas›n›n sebebi nedir? Bunları hiç
düşündünüz mü?
 Doğal Süreçler Ünitesinde evrenin, Dünya’nın, okyanusların, dağların, depremlerin, volkanların ve
hava olaylarının nasıl oluştuğunu öğreneceğiz. Gelin hep beraber Dünya’m›z› tanıyarak tafl kürede ve hava
kürede olanları anlamaya çalışalım.




EVREN VE DÜNYAMIZ NASIL OLUŞTU?




Evrenin nasıl oluştuğuyla ilgili sorular, geçmişten günümüze, her devirde
insanların zihnini kurcalamıştır. Arno A. Penzias (Arno Penzia) ve Robert
W. Wilson (Rabırt Vilsın) da bu ve benzeri soruları cevaplayabilmek için
1964 yılında, New York yakınlarındaki Bell (Bel) Laboratuvarları’nda,
tasarladıkları özel araçlarla uzayı ve uzaydaki ışınımları inceliyorlardı.


Evrenin oluşum grafiği için tıklayın.


Bu ölçümleri yaparken tanımlayamadıkları bir ışımanın varlığını fark
ettiler. Bu ışımanın araçlarda oluşturduğu paraziti gidermeye çalıştılar
ancak ne yaparlarsa yapsınlar bunu bir türlü önleyemediler. Sonunda diğer
bilim insanlarının da katkısıyla bu parazitin sebebinin “kozmik ışın” adı
verilen ışımanın olduğunu buldular. Sonradan evrenin oluşumuyla ilgili
öne sürülen “Büyük Patlama” teorisini açıklayan temellerden biri olan bu
buluş, onlara 14 yıl sonra, 1978’de Nobel Ödülü’nü kazandırdı.






2006 yılında Nobel fizik ödülüne, evrenin oluşumunda Büyük Patlama’nın
rolünü araştıran Amerikalı bilim insanları John C. Mather (Jon Metır) ve
George F. Smoot (Corc Sımuut) layık görüldü. Mather ve Smoot 1989’da
NASA’nın COBE (Kozmik Işınım Kâşifi) uydusundan gelen verilere
dayanarak yaptıkları ölçümlerle, evrenin doğumundan 380 000 yıl sonraki
hâlini anlamayı başarmışlardı. Evrenin tarihinde bu kadar geriye gidilmesi
büyük bir aşamaydı.


                                                    Büyük patlama videosu için tıklayınız.



DÜNYAMIZIN OLUŞUMU


Günümüzde çoğu, hesaplara ve tahminlere dayanan
birçok teori ileri sürülerek evrenin yapısı anlaşılmaya
çalışılmaktadır. Hâlen, dünyanın çeşitli yerlerinde çok hassas
araçlara sahip ekipler, evrenin ve Dünya’nın oluşumu ile
ilgili yeni bilgilere ulaşmak amacıyla gözlemler yapmaktadır.
Fakat evreni tam olarak anlamak için çok uzun sürecek
inceleme ve gözlemlere ihtiyaç vardır. Yandaki foto¤rafta da
görüldü¤ü gibi  gelişen teknolojinin beraberinde getireceği
ileri seviyedeki teleskoplar ve geliştirilecek yeni gözlem
sistemleri ile insanoğlunun, ileriki zamanlarda evrenin ve
Dünya’nın oluşumu ile ilgili bugün olduğumuzdan çok daha
fazla bilgiye sahip olacağı tahmin edilmektedir.








Yer Kabuğunu Etkileyen Levha Hareketleri




Alman bilim insanı Alfred Wegener (Alf›red Vegen›r), 1912 yılında, bütün kıtaların 250 milyon
yıl önce tek parça hâlinde dev bir kıta olduğunu öne sürdü. Ona göre bu dev kıta daha sonra
küçük kıtalara bölünmüş ve bunlar da zamanla birbirlerinden ayrılmışlardı.  Gelin, yapacağımız bir
etkinlikle Wegener’›n bu görüşünü hep birlikte anlamaya çalışalım.


Wegener bu soruları, kıtaların okyanus tabanı üzerinde kaydığını öne sürerek cevaplamaya çalışsa da bu görüşüne çoğu bilim insanı katılmadı. ilerleyen yıllarda Harry Hammond Hess (Hery Hemınd Hes), bilimsel araştırmalarının bir sonucu olarak kıtaların hareketi yanında okyanus tabanının da hareketli olabileceğini öne sürdü. Çünkü okyanus tabanı, tam ortada, sırt adı verilen noktada ayrılmaktaydı. Onun okyanus tabanı yayılması olarak adlandırılan bu teorisi kıtaların hareketini açıklamaktaydır. Çünkü bilim insanları bu doğrultuda yaptıkları araştırmalar sonunda kıtaların ayrılmasına, ateş küredeki hareketliliğin neden olduğunu keşfetmifllerdir.
Buna göre yandaki şekilde görüldüğü gibi Dünya’mızın katmanlarından biri olan ateş kürede, magma olarak adlandırılan sıcak ve akışkan bir madde bulunmaktadır. Ateş küredeki hareketliliğe de bu magma neden olmaktadır. Bilim insanları, belli bir süre sonra kıtaların levha  hareketleri sonucunda birleşerek gelecekte tek bir kıta hâline geleceğini öne sürmektedirler. Geçmiş zamanlarda da defalarca dev kıtalar oluşmuş ve konveksiyon hareketinin etkisiyle bu k›talar da tekrar  ayrılmıştır. Başka bir deyişle, kıtalar milyonlarca yıl sürebilen uzun süreçlerde birleşmekte ve sonra tekrar  parçalanmaktadır.








Bunları Biliyor muydunuz 
         Günümüzden 250 mi lyon  yıl  kadar  önce,  kıtaların  tek  ve kocaman bir parça halinde olduğunu söyleyen bilim insanları, bu kıtaya Pangea (Panciya) adını vermişlerdir.


         Levha hareketleri üç farklı biçimde gerçekleşir; yukar›daki  flekillerden birincisindeki gibi  birbirlerinden uzaklaşabilir, ikincisindeki gibi birbirlerine yaklaşabilir ya da üçüncüsündeki gibi  birbirlerine yatay olarak aynı ya da zıt yönde sürtünebilir
                                                  Dünyamızın oluşumu ve levha hareketleri




Levhaların Yaklaşma Hareketi
 Birbirine yaklaşan levhalar bir süre sonra birbiriyle çarpışır. İki levhanın çarpışmasıyla oluşan
yeryüzü şekli, yaklaşan levhaların türüne göre değişir. Bu durum üç farklı şekilde gerçekleşir;
Kıtasal Levha ile Kıtasal Levha Yaklaşması
 Bu levhaların yoğunlukları azdır. Bunlar yaklaşarak çarpıştıklarında levha kenarlarındaki
yer kabuğu, çok büyük kıvrımlar oluşacak biçimde yukarı doğru itilir. Milyonlarca yıl
içinde gerçekleşen bu olay sonucunda kıvrımlı  sıradağlar oluşur. Ancak bu hareket
çok güçlüyse dahi oluşur.


Okyanusal Levha ile Kıtasal Levha Yaklaşması
Bu levhalar bir araya geldiğinde okyanusal levha kendisine göre daha az yoğun olan
kıtasal levhanın altına doğru dalar. Bu hareket nedeniyle yüzeyde bir hendek  (çukur)
oluşur. Bu olayın meydana geldiği alan dalma-batma bölgesi olarak adlandırılır. Diğer
yandan ateş küre içinde giderek daha derine inen okyanusal levha ise eriyerek magmaya
karışır. Magma da zayıf noktalardan yeryüzüne doğru yükselerek yukarıda volkanları
oluşturur. Bu tür levha sınırlarında üstte kalan kıtasal levhadaki yer kabuğunun sıkışması
nedeniyle dağlar da oluşabilir.


Okyanusal Levha ile Okyanusal Levha Yaklaşması
 Bu levhalar bir araya geldiğinde ikisi de birbirinin altına dalmaya çalışır. Sonunda
yoğunluğu fazla olan levha dalmayı gerçekleştirir.  Bu hareket nedeniyle derin hendekler
oluşur.  Dalmayı gerçekleştiren levha battığı noktada ateş küre ile temas ederek erir ve
magmaya karışır. Magma da okyanus tabanında bulduğu zayıf noktalardan yeryüzüne
doğru yükselmeye başlar ve yukarıda volkan dizilerini oluşturur.



Levhaların Uzaklaşma Hareketi


Okyanus tabanında iki levhanın birbirinden uzaklaşmakta olduğu sınırda, magmanın çoğu levha
kenarlarında katılaşıp kalırken bir kısmı da çatlaklardan yüzeye ulaşarak yayılma sırtları olarak
adlandırılan volkanik sıradağları meydana getirir. Sürekli olarak biçim değiştiren okyanus tabanları
zaman zaman yok olsa da bunların yerine yenileri oluşur. Milyonlarca yıldır devam eden levha
hareketleri, bundan milyonlarca yıl sonra da günümüzdeki okyanusların şeklinin değişmesine ya da
yeni okyanusların oluşmasına neden olacaktır.




Levhaların Yanal Hareketi


Levha sınırlarında kısa zaman dilimlerinde ani ve şiddetli şekil değişiklikleri meydana gelir.
Yanal hareket sırasında bir levha diğerine dayandığında arada kalan kayalar sıkışarak yerlerinden
oynar ya da kırılır. Etkinli¤imizde buna benzer bir durum gözlemledik mi? Bu kırılma ve kopmalar
sonucu açığa çıkan enerji dalgalar hâlinde yayılarak yeryüzünde sarsılmaya neden olur. Bu olaya
deprem denir. Depremlerin büyük bir bölümü levhaların bitişme yerleri üzerinde olur. Genellikle
depremler bir dakikanın altında bir süre ile sınırlı kalır, fakat üç dakika kadar süren depremlere de
rastlanmıştır. Önce aşağıdaki şekli inceleyerek depremle ilgili temel kavramları  öğrenelim sonra
da Afet Eğitimi adlı dergiden alınmış olan röportajı dikkatlice okuyarak depremle ilgili teknik
kavramlar hakkında bilgi sahibi olalım. Unutmayalım ki, depremden korunmanın ve zararlarını en
aza indirmenin önemli yollarından birisi de depremle ilgili doğru bilgilere sahip olmaktır.




DEPREM
Deprem, ya da diğer adlarıyla Yer SarsıntısıZelzele  yer kabuğunda beklenmedik bir anda ortaya çıkan enerji sonucunda meydana gelen sismik dalgalar ve bu dalgaların yeryüzünü sarsması olayıdır. Sismik aktivite ile kastedilen meydana geldiği alandaki depremin frekansı, türü ve büyüklüğüdür. Depremler Sismometre ile ölçülür. Bu olayları inceleyen bilim dalına da Sismoloji denir. Depremin Moment magnitüd ölçeği (ya da eskiden kullanımda olan Richter ölçeği) ile belirlenir. Bu ölçeğe göre 3 ve altı şiddetteki depremler genelde hissedilmezken 7 ve üstü şiddetteki depremler yıkıcı olabilir. Sarsıntının şiddeti Mercalli şiddet ölçeği ile ölçülür. Depremin meydana geldiği noktanın derinliği de yıkım kuvvetine etkilidir ve yer yüzüne yakın noktada gerçekleşen depremler daha çok hasar vermektedir.
Dünya yüzeyinde gerçekleşen depremler kendilerini bazen sallantı bazen de yer değiştirme şeklinde göstermektedir. Bazen yeryüzüne yakın bir noktada güçlü bir deprem gerçekleştiğinde tsunamiye sebep olabilir. Bu sarsıntılar ayrıca toprak kayması ve volkanik aktiviteleri de tetikleyebilir.


Deprem nasıl oluşur animasyonu için tıklayınız.

Artçı depremler: Ana depremden sonra meydana gelen sarsıntılara artçı sarsıntı denmektedir. Artçı sarsıntılar ana depremin hissedildiği merkezde gerçekleşir ancak şiddet olarak ondan daha küçüktür. Eğer artçı sarsıntı ana depremden daha şiddetli gerçekleşirse bilinmelidir ki artçıdan önce meydana gelen deprem ana deprem değil öncü sarsıntıdır ve artçı sarsıntı adı verilen sarsıntı aslında ana depremdir.


Deprem videosu için tıklayın.


Depremlerin ölçümü ve yerlerinin belirlenmesi: Depremler Sismometrelerle uzun mesafeler boyunca ölçülür çünkü sismik dalgalar Dünyanın iç kısmı boyunca hareket halindedirler. Depremin kesin şiddeti Moment magnitüd ölçeği numaralandırması (ya da eskiden kullanımda olan Richter ölçeği) ile tespit edilir. Buna göre 7 ve üstü depremler yıkıcı türlerdendir. Hissedilen şiddet ise Mercalli şiddet ölçeği ile ölçülür. (2-12 şiddeti)
Her yer sarsıntısı değişik tipteki sismik dalgaların farklı hızlardaki hareketini meydana getirir: Boylamsal (P-dalgaları), Enlemsel (S-dalgaları) ve bir takım yüzey dalgaları. Sismik dalgaların yayılma hızı ortamın yoğunluğu ve esnekliğine göre 3km/s ile 13km/s arasında değişebilir. Yeryüzünde S-dalgalarına oranla P-dalgaları çok daha hızlı ilerler. Rasathaneler ile depremin merkez üssü arası uzaklık farkı ölçülmekle birlikte deprem odağının derinliği de kabaca ölçülür.




                        Deprem anında yapılması gerkenler ile ilgili animasyon için tıklayınız.

Depremin Sonuçları
1.Sallantı ve Yer Yüzünün Çatlaması 
2.Heyelan ve Çığlar
3.Yangınlar
4.Zemin Sıvılaşması
5.Tsunami




Tsunami oluşumu

6.Seller











Volkanlar (Yanardağlar)

Depremlere de sebep olan bu volkanlar acaba nasıl meydana gelmektedir? Volkanları

yakından tanımaya ne dersiniz? 











Yeryüzünü incelediğimizde levhaların uzaklaştığı ya da yakınlaştığı sınırlarda volkanik ada ve dağ oluşumlarını görebiliriz. Ancak bazen levha sınırlarından uzak noktalarda da volkanik oluşumlar gözlenmektedir. Sıcak nokta olarak adlandırılan bu yerler magmanın yer kabuğunun uyguladığı basıncı yenerek yeryüzüne ulaştığı noktalardır. Halen sıcak nokta üzerinde bulunan Hawaii (Havai) Adaları bu oluşumun güzel bir örneğidir. 

Volkanik oluşumlar sonucunda meydana gelen bir diğer yeryüzü şekli de volkanik göllerdir. Bu göller volkanik patlamalar sonucunda oluşan kraterlerin yağışlarla dolmas›yla meydana gelir.Fotoğraftaki Meke gölü bunun güzel bir örneğidir.


Volkan patlaması videosu için tıklayınız.



 Volkanlar bir yandan yer kabuğunu etkileyerek çeşitli yeryüzü şekilleri meydana getirirken bir 

yandan da aşağıda verilen Pompei (Pompeyi) örneğinde olduğu gibi bizim hayatımızda olumsuz 

etkilere sebep olmaktadır.














Bunları biliyor muydunuz?
 MS 79 yılında, İtalya’da Vezüv volkan› birdenbire faaliyete
geçmiş ve yakınındaki kasabalar, kentler; yanardağın püskürttüğü
sıcak lav, kül ve zehirli gazlarla yok olmuştur. Bu kentlerden biri olan
Pompei, 1711 yılında yapılan kazılar sonucu ortaya çıkarılıncaya
kadar, 6 m kalınlığındaki volkanik kül örtüsü altında kalmıştır. Bu kül
örtüsü, kentteki her şeyi o zamanki biçimleriyle korumuştur. Kentin
bulunduğu kazı alanı, küllerden ve kükürt dumanlarından kaçmaya
çalışırken ölen insanlara ait kalıntılar ile doludur.










SICAKLIK FARKINDAN OLUŞAN HAVA OLAYLARI


Sabah uyandığınızda, hava durumunun nasıl olacağını hiç düşündünüz mü? Hava sıcak
mı, soğuk mu, rüzgârlı  mı, yağışlı  mı olacak? Televizyonda, radyoda ve gazetelerde yapılan hava tahminleri, önümüzdeki birkaç gün için havanın nasıl olabilece¤ini öğrenmemizi sağlar. Meslekleri gereği pilotlar, denizciler, çiftçiler, sürücüler gibi hava durumunu bilmek zorunda olan birçok insan vardır. Çünkü onlar yapacakları işleri hava koşullarına göre ayarlamaktadır. Hava koşulları, Dünya’nın Güneş ışınlarını alma durumuna ve hava küreyi oluflturan maddelere bağlıdır. Peki, hava küredeki bu maddelerin neler olduğunu biliyor muyuz? Gelin aşağıdaki grafiği inceleyerek bu maddelerin neler olduğunu öğrenelim. havanın büyük çoğunluğunu azot ve oksijen gazlarının, geriye kalan çok az bir kısmını ise karbon dioksit, su buhar› ve diğer gazlar ile tozların oluşturduğunu görürüz. Karbondioksit ve su buharı bu bileşenler içinde çok az bir yüzdelik dilime sahip olsa da yaşam için gerekli olan gazlardır. Su buharı aynı zamanda hava olaylarının gerçekleşmesini sağlayan çok önemli bir maddedir.
Dünya’nın her yerinde bilim insanları çeşitli gözlem araçlar›yla etkinliğimizdeki gibi günlük hava durumunu gözlemlerler. Gözlemleri sonucunda elde ettikleri verileri bilimsel açıdan yorumlayarak yağmur, kar, rüzgâr ve fırtına gibi hava olayları ile ilgili tahminlerde bulunurlar. Bu tahminleri hava durumu bültenleri ile bize aktarırlar. Günden güne ve bölgeden bölgeye değişen bir özelliğe sahip olan hava olaylarını sıcaklık, yağış, rüzgâr, nem ve hava basıncı gibi değişik etkenler belirler.Özellikle rüzgârlar, atmosferdeki havanın Dünya çevresindeki hareketini kolaylaştırdığından havaolaylarını belirlerken oldukça önemlidir.


RÜZGARLAR


Rüzgârı göremeyiz ama çevremizdeki etkilerini hissederiz. Rüzgârın cisimleri sürüklemesi onun varlığını ispatlar. Peki, rüzgâr nedir? Havayı hareket ettirip de rüzgâra neden olan güç ne olabilir? Yapacağımız bir etkinlikle bu soruların cevabını araştıralım.







Yatay yönde meydana gelen hava hareketine  rüzgâr  denir. Geldikleri yerlerin sıcaklık koşullarını gittikleri yerlere de taşıyan rüzgârların oluşumunun temel sebebi basınç farkıdır. Rüzgâr oluşumu Dünya’mızın günlük dönüş hareketiyle sürekli devam eder.  Rüzgârlar zaman zaman hız değiştirerek bazen sakin esen meltemler bazense insanı ürküten fırtınalar, kasırgalar hâline gelir. Ancak rüzgâr olmadan fırtına ya da kasırga olmaz. HızlarI farklı olan rüzgârların çevrelerine olan etkileri de farklıdır. Aşağıda rüzgârların çevrelerine olan etkilerini tanımlayan “Beaufort (Bifort) Ölçeği” verilmiştir.


Hortumlar ve Kasırgalar


Bazı rüzgârlar belli bir yönde kuvvetli şekilde eserken bazıları ise kendi ekseni etrafında döner. Sıcak hava alanlarında hızlı bir şekilde kendi ekseni etrafında dönen rüzgârların en küçüğüne  şeytan kulesi, ortancasına hortum, en büyüğü ve en kuvvetlisine ise kasırga denir.  Aşağısında sıcak ve nemli hava, yukarısında ise soğuk ve kuru hava bulunan yüzeyler üzerinde meydana gelen hortumlar, soğuk hava ile sıcak havanın dar bir alanda aniden yer değiştirmesi ile oluşur. Hortum, ucunun yere değmesiyle birlikte rastladığı her şeyi içine çekmeye çalışır. Böylece şiddetli şekilde dönen, su, toz ve diğer yabancı maddelerden oluşan, siyaha yakın koyu renkli bir sütun hâlini alır. Türkiye’de hortumlar nadiren görülür.







 Çoğu hortum yarım saatten fazla sürmez, hatta bazıları yalnızca birkaç dakika sürer. Kasırgalar ise sadece suyun sıcak ve havanın nemli olduğu tropikal okyanuslarda oluşur. Aşağıdaki resimde kasırgadan bir kesit görülmektedir. Bir kasırganın oluşabilmesi için öncelikle okyanus suyunun sıcaklığının en az 27 C’a ulaşması gerekir. Su sıcaklığı bu seviyeye geldiğinde, okyanus yüzeyindeki ılık ve nemli hava konveksiyon yoluyla yükselmeye başlar. Bu havanın çevresinde girdap gibi dönen güçlü bir rüzgâr oluşur. Ardından yağmur bulutları toplanır ve fırtına patlar. Fırtınanın kasırga sayılması için rüzgârın  en az 118 km/h’lik bir sürate ulaşması gerekir. Kasırga durgun bir merkezin çevresinde dev bir girdap gibi döner. Kasırgalar, hortumlara göre çok daha geniş alanlara yayılır; daha uzun ömürlü ve daha bölgesel olup yavaş hareket ederler.Buraya kadar edindiğimiz bilgilere göre yukarıdaki gazete haberinde bahsedilen hortumun oluşumu hakkında ne söyleyebiliriz? Peki, Çubuk’ta kasırga oluşabilir miydi?


Havadaki Nem


Nem, havada bulunan su buharı miktarıdır. Nem ölçümlerinde mutlak nem, bağıl nem ve spesifik nem hesaplanır. Mutlak nem birim hacimdeki nem miktarıdır. Gram/metreküp olarak verilir. Bağıl nem havadaki nem miktarının o havanın alabileceği maksimum neme olan oranıdır. Birimsel olarak verilir ve sıcaklık ile ters orantılıdır. Spesifik nem ise bir gazda bulunan su buharının ağırlığının gaz ağırlığına olan oranıdır. İngilizcede moisture ise bir katının aldığı ya da verdiği sıvı miktarına denir. Türkçede ise tam bir karşılığı yoktur, rutubet olarak adlandırılabilir. Çiğ noktasında ise yüzey üzerindeki bağıl nem %100’e eşittir. Bu, çiğ noktasın sıcaklığında havanın (ya da ilgili gazın) suya doyduğu anlamına gelir, sıcaklığın biraz daha azalması durumunda yüzey üzerinde bir miktar su yoğunlaşacaktır.

Nem Oranı: Havadaki nem oranı, havadaki su veya su buharı miktarının bir ölçüsü değildir. Havadaki nem miktarı bir metreküp havanın yüzde 4'ünü de geçmez. Bağıl nem, o sıcaklıktaki havada buharlaşma ile yoğuşmanın nekadar dengede olduğunu gösterir. Diğer bir deyişle, bağıl nem oranı yüzde 100 olduğunda hava ile su yüzeyi arasında buharlaşma ve yoğuşma ile olan su molekülü transferi dengededir demektir. Bağıl nem yüzde 100'den küçük olduğunda ise, su vb yüzeylerden yoğuşmadan daha çok buharlaşma ile havaya su molekülü transfer edilir. Bağıl nem ne kadar küçükse havaya buharlaşma ile olan su buharı transferi o kadar hızlı ve fazladır. Bu nedenle bağıl nemin düşük olduğu günlerde cildimiz cabuk kurur ve parkelerin araları açılır... TV'lerde verilen nem oranları, cildimizden olan buharlaşma ile vücudumuzun soğuyarak sıcaklığını ne kadar başarılı bir şekilde dengeleyebileceğine, yani hissedilen sıcaklığa dair bir fikir verir. Çok sıcak günlerde, yüksek bağıl nem olduğunda vücütumuzdan olan buharlaşma yavaşlar ve bunalmaya başlarız.






                                           Bağıl nemin sıcaklığa bağlı grafiği için tıklayınız.

Nem'in Yararları ve Zararları: Nem, vucuttaki kuruluğu önler ve vucutta oluşabilecek kuruluk neticesinde oluşabilecek tahrişleri önlemeye yardımcı olur. Ayrıca nemli havalarda nefes alıp-verme kuru ve sıcak iklimin hüküm sürdüğü yerlere nazaran daha kolaydır. Nem, özellikle sıcak havalarda insan vucudunu olumsuz yönde etkileyebilir. Vucutta aşırı terleme ve vucut sıcaklığının artması, neticesinde vucutta bıkkınlık ve metabolizmada yavaşlığa neden olabilir. Ayırca nem, demirin paslanmasına ve çabuk tahriş olmasına neden olur. Betonarme yapılarda betonun içine işleyecek olan nem, demir aksama zarar vererek, binanın statiğinin bozulmasına neden olur.



İklim

İklim, bir yerde uzun bir süre boyunca gözlemlenen sıcaklık, nemhava basıncı,rüzgar, yağış, yağış şekli gibi meteorolojik olayların ortalamasına verilen addır. Hava durumundan farklı olarak iklim, bir yerin meteorolojik olaylarını uzun süreler içinde gözlemler. Bir yerin iklimi o yerin enlemine, yükseltisine, yer şekillerine, kalıcı kar durumuna ve denizlere olan uzaklığına bağlıdır. İklimi inceleyen bilim dalınaklimatoloji adı verilir. İklim türleri, sıcaklık ve yağış rejimi gibi durumlara bakılarak sınıflandırılabilir. Ancak günümüzde en çok kullanılan sınıflandırma sistemi, aslen Wladimir Köppen tarafından geliştirilmiş olan Köppen iklim sınıflandırmasıdır.Paleoklimatoloji ise, göl yataklarında ve buzullarda bulunan tortular gibi biyolojik olmayan; yine ağaç halkaları, mercanlar gibi biyolojik kaynaklarla antik iklimleri inceleyen bilim dalıdır. Bu yöntem eski dönemlerde bir yerdeki sıcaklık ve yağış rejimlerini göstermek ve inceleme yapmak için kullanılır. Bu tür çalışmaların sonunda ortaya matematiksel iklim modelleri çıkarılır ve gelecekte iklimin ne derece değişebileceği konusunda tahminler yürütülür.


Hava Olayları

  Dünya’yı diğer gezegenlerden ayıran özellilerinin başında üzerinde hava olaylarının görülmesi ve canlı yaşamına olanak sağlayan atmosferinin var olması gelir. Atmosfer %78 Azot - % 21 Oksijen - % 1 su buharı, karbondioksit ve diğer gazlardan oluşur.
Su buharı hava olaylarının gerçekleşmesi için, karbondioksit ise fotosentez olayı için gereklidir. Bu gazların oranı zamanla değişebilir. Mesela, karbondioksit oranının artması atmosferin güneş ışınlarını tutma oranını artırır. Bu özelliğe göre karbondioksit miktarının artması hava sıcaklığının artmasına, azalması ise hava sıcaklığının azalmasına sebep olur.
Bilim adamları çeşitli gözlem araç ve gereçlerle hava raporunu gözlemleyerek hazırlar ve elde ettikleri verileri bilimsel olarak karlı, yağmurlu, rüzgârlı vb. şekilde yorumlarlar.
Hava olayları yeryüzünde bitki türleri, hayvan türleri dağılımının oranını, toprak oluşumu ve türlerini, denizlerin tuzluluk oranını vb. oluşumları etkiler. 

   • Rüzgarlar: Atmosferdeki hava ağırlığından dolayı Dünya üzerine basınç uygular. Ancak atmosfer basıncı Dünya üzerindeki her noktada aynı değildir. Kimi yerde alçak, kimi yerde yüksektir. ( Dünya yüzeyinde yükseldikçe atmosfer basıncı azalır.) Bu basınç farkı rüzgârların oluşmasına sebep olur.
• Yatay yönde meydana gelen hava hareketlerine rüzgâr denir. Geldikleri yerlerin sıcaklıklarını gittikleri yerlere taşıyan rüzgârların sebebi basınç farkıdır. Rüzgâr oluşumu Dünyamızın günlük dönüş hareketiyle sürekli devam eder. Rüzgârlar zaman zaman hız değiştirerek bazen sakin esen meltemler bazen ise fırtınalar, kasırgalar meydana gelir. Hızları farklı olan rüzgârların çevrelerine olan etkileri de farklıdır. Rüzgârların etkileri “Beaufort (Bifort) Ölçeği” ile tanımlanır. Bifort ölçeğine bakıldığında rüzgârın hızı artınca kuvveti ve etkisi de artmaktadır. 



Günlük ve Mevsimsel Sıcaklık Değişimleri

Dünyanın kendi ekseni etrafında dönüşü: Dünyamızın kendi ekseni etrafında dönüşünü 24 saatte tamamlar. Bu şekilde kendi ekseni etrafında dönerken Güneş’e bakan yüzünde gündüz arka yüzünde ise gece yaşanacaktır. Bu nedenle Güneş’e bakan kısmı daha sıcak olup bu yüz aydınlık olur. Bu yüze değen Güneş ışınları sahip oldukları ısı enerjisini Dünyanın bu yüzündeki cisimlere aktaracak ve onlarında ısınmalarını sağlayacaktır. Dünyanın Güneş’e dönük olmayan yüzü Güneş’ten gelen ışınlardan bir süre uzak olacağı için bu kısımda hava soğuk olur. Dolayısıyla gece ile gündüz arasındaki sıcaklık farkının Dünya’nın kendi ekseni etrafında dönmesinden kaynaklandığını söyleyebiliriz.
Dünya’nın Güneş Etrafında Dönüşü: Dünyanın Güneş etrafında dönmesi mevsimleri oluşturur. Dünyanın dönme ekseninin eğik olması nedeniyle Güneş ışınları dik olarak alan bölgeler de sürekli değişir. Dünyada bir yılda her iki yarım küre farklı farklı mevsimler yaşar. Eğer eksen eğikliği olmasaydı, Dünya Güneş etrafında dolanırken Güneş ışınlarının yere düşme açısı değişmeyecek, sıcaklık değişimleri gerçekleşmeyecek, böylece mevsimler oluşmayacaktı. Ekvator bölgesine güneş ışınları dik olarak geldikleri için bu bölgenin sıcaklığı çok fazladır. Kutuplara gelen ışınlar ise eğik oldukları için bu bölgeler yıl boyunca soğuktur. Mevsimlerin meydana gelmesi de Dünyanın eğik duruşu ve Güneş etrafındaki hareketi ile ilgilidir.


KAYNAKÇA

1. Doğal süreçler konu özeti.<http://www.fenokulu.net/portal/Sayfa.php?Git=KonuKategorileri&Sayfa=KonuDigerListesi&baslikid=166&DigID=508> (2012 , Nisan 05).


2. Doğal süreçler kavram haritası.<http://www.egitimsokagi.com/Konu-dogal-surecler-kavram-haritasi--12601.html>(2012 , Nisan 05).


3. Güneş B.(2011). İlköğretim Fen ve Teknoloji 8. sınıf ders kitabı. Evren ve Dünyamız nasıl oluştu. <http://www.meb.gov.tr/Ders_Kitaplari/IlkOgretim/FENveTEKNOLOJI/FENveTEKNOLOJI8/FENTEKNOLOJI%208_DK.pdf>(2012 , Nisan 06).


4. Levha hareketleri.<http://tr.wikipedia.org/wiki/Levha_hareketleri>(2012 , Nisan 06).


5. Deprem. <http://tr.wikipedia.org/wiki/Deprem> (2012 , Nisan 07).


6. Güneş B.(2011). İlköğretim Fen ve Teknoloji 8. sınıf ders kitabı. Volkanlar. <http://www.meb.gov.tr/Ders_Kitaplari/IlkOgretim/FENveTEKNOLOJI/FENveTEKNOLOJI8/FENTEKNOLOJI%208_DK.pdf>(2012 , Nisan 08).




7. Güneş B.(2011). İlköğretim Fen ve Teknoloji 8. sınıf ders kitabı. Sıcaklık farkından oluşan hava olayları. <http://www.meb.gov.tr/Ders_Kitaplari/IlkOgretim/FENveTEKNOLOJI/FENveTEKNOLOJI8/FENTEKNOLOJI%208_DK.pdf>(2012 , Nisan 06).


8. Havadaki nem. <http://www.turkcebilgi.com/soru/16937/nem-nedir-havadaki-nem..>
(2012 , Nisan 09)

9. İklim. <http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0klim> (2012 , Nisan 09).

10. Günlük mevsimsel sıcaklık değişimleri. <http://www.fenokulu.net/portal/Sayfa.php?Git=KonuKategorileri&Sayfa=KonuBaslikListesi&baslikid=168&KonuID=1078> (2012 , Nisan 09).

11. Güneş B.(2011). İlköğretim Fen ve Teknoloji 8. sınıf ders kitabı. Hava olayları. <http://www.meb.gov.tr/Ders_Kitaplari/IlkOgretim/FENveTEKNOLOJI/FENveTEKNOLOJI8/FENTEKNOLOJI%208_DK.pdf> (2012 , Nisan 09).